Sıkça Sorulan Sorular

Elde edildiği kaynaktan ismini almıştır. Bu molekülün tıptaki adı; polinükleotid yada PDRN’dir. PDRN açılımı tıbbi terminolojide polideoksiribonükleotid’dir. Kimyasal yapıyı açıklamaktadır. DNA aşısı, ışıltısı gibi isimlerle bilinirlik sağlamıştır. İlk 2013 yılında somon DNA aşısı olarak Optimus tarafından sunulmuştur.

İlk 1958 yılında yara iyileşme tedavisinde kullanılmaya başlanmıştır. Bu molekül ilk defa 1952 yılında eczacı Arnolfo Mastelli tarafından geliştirilmiş ve 1958’den bu yana patentli saflaştırma yöntemiyle, dünyada en saf DNA fraksiyonu Mastelli tarafından üretilmektedir. Dünyada en saf olması klinik çalışmalarla kanıtlamıştır. İnsan cildine en yakın DNA fraksiyonu somon balığından elde edilmektedir. Kozmetik amaçlı da tedavi amaçlı da kullanılabilmektedir. Estetik uygulamalarda cildiniz için güçlü bir yenileyici ve onarıcıdır.

Kullanılan kaynak somon (vahşi kırımız alalabalık) olduğu için bu isimle adlandırılmıştır. Aslında 2000’li yılların başına kadar kullnanılan kaynak anne plesantasıdır. Bu kaynağın yasaklanmasıyla insan fibroblastına yani cilt hücresine en yakın DNA fraksiyonu için kullanılan kaynak vahşi kırmızı alabalık yada çiftilik somonu olarak bilinen balıkların gonadları kullanılmaya başlanmıştır.

Doğal kaynaktan elde edilmesi elbette bir avantaj ancak aynı zamanda dezavantaj çünkü iyi saflaştırma proseslerinden geçmediği takdirde vücutta hem sistemik hem de local reaksiyonlara sebep olabilir. İtalya’da Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanmış tesiste üretilen somon balıklarından elde edilen DNA zincirleri tamamen doğal ve tüm yabancı proteinlerden arındırılmıştır. Bu sayede piyasadaki başka ürünlerden farklı olarak alerjik reaksiyon riski minimuma indirilmiştir.

Kozmetik ürünlerden, medikal ürünlere ve ilaçlara kadar farklı bileşenler olarak formüllere eklenmektedir. Polinükleotid bir biopolimerdir. DNA’mızı oluşturan nükleik asitler hücrelerimizde bulunmaktadır. İşte hücre yaşlanmasında nükleik asitlerde hasarlar oluşur ve bu hasarlar DNA’ımızda birikir. Bu hasarlar zamanla cilt altında kırıklar oluşturarak yaşlanma sürecini başlatırlar. İşte PDRN, polinükleotid yada somon DNA dediğimiz bu molekül oluşan bu hasarı onarır. PN’ler HA üretimini artırır ve hücrenin su tutmasını sağlar. Yani cildi nemlendirir. Kollajen ve elastin sentezini de uyararak elastikiyetin artışını sağlar. Diğer bir etkisi, antioksidan; serbest radikalleri nötralize eder. Yeni kan damarlarının oluşumunu sağlayan reseptörleri aktive eder. Cilt hücrelerinin yenilenme ve onarım için hasarlı dokuların iyileşme ortamını yaratır, doğal yenilenmeli uyarır. Pigmentasyon mücadelesi; hücrelerde melanin sentezini azaltır. Güçlü bir immünomodulatördür, UV hasarına karşı cildi korur. Etkileri de anlık değil, uzun süre devam eden hücresel boyuttadır.

Etki mekanizması itibariyle fibroblast gelişimini ve sayısını artırmasıyla fibroblastların yani cilt hücrelerinin yenilenmesini ve onarılmasını sağlamaktadır. Aynı zamanda dokuların oksijenlenmesini sağlayarak besler. Hücreleri serbest radikallere karşı korumaktadır. Bu etki mekanizması ile farklı konsantrasyon ve molekül ağırlıklarında cilt üzerinde farklı amaçlarla etkinliğini göstermektedir. Düşük molekül ağırlıklı mezoterapi formları ile cildin üst katmanlarında yani epidermis düzeyinde yenilenme ve onarım sağlarken, yüksek molekül ağırlıklı formları ile biorevitalizan olarak dermis tabakasında kolajen bantlarının yenilenmesini ve simetrik olarak onarılmasını sağlamaktadır. Ayrıca melanin sentezini inhibe ederek cilt lekelenmesinin önüne geçip, cildi aydınlatmaktadır. Cildi, çevresel koşulların güneş, hava kirliliği vs. gibi hasarlara karşı korumaktadır. Cildin gençlik yıllarındaki gibi canlı, parlak, dolu ve daha pembe olmasını sağlamaktadır.

Cildin eski haline dönmemekle birlikte yaşlanma fonksiyonu durmayacağı için tedavinin belli aralıklarla düzenli devam ettirilmesi sonuçları maksimuma çıkaracaktır.

İhtiyaca göre her cilt tipine uygun tedavi protokolü oluşturulabilmektedir.

Botoks yani botulinum etki mekanizması kasları bloke edip çalışmasını durdurup, yani mimik oluşumuna bağlı kırışıkların önüne geçmektedir. Somon DNA ise; cilt hücrelerini hedef alıp, kolajen elastin sentezleyerek cilt kalitesini artırılmasıyla yaşlanmanın önüne geçmektedir.

Mezoterapi ya da Somon DNA gibi uygulamalar iğneli yöntemlerdir. Uygulama öncesi maksimum konforunuz için anestezik krem ya da solüsyonlar uygulanmaktadır. İğne hassasiyeti olan kişiler anesteziye rağmen ufak da olsa acı hissedilebilmektedir. Hiçbir yan etkisi bulunmamaktadır. Sivilce yapmamaktadır.

Biorevitalizan formlarında, bir yıl içerisinde 3-4 seans olmak üzere yılda 2 kez tekrarlanması en iyi sonuçların alınmasını garanti etmektedir. Mezoterapi formlarında ise; bir yıl içerisinde 4-6 seans olmak üzere yılda 2 kez uygulama yapılmaktadır. Mezoterapi formlarında düşük olmakla birlikte biorevitalizan formlarında etkinlik artmakta ve güçlü bir lifting etkisi sağlanmaktadır. Lifting etkisi, uygulama tekniği ve tek kişinin verdiği cevaba göre değişebilmektedir.

Ergenlik çağı sonrası koruma amaçlı ve cilt yapısında ihtiyaç varsa bu tedavi uygulanabilir. Cildin ihtiyacına göre, tedavi planı hekim tarafından yapılmalı ve uygulanmalıdır. Hücre gelişimini ve sayısını artırma mekanizması ile cilt sorunlarının ihtiyacınıa göre tek başına yada farklı tedavilerle kombine edilerek protokoller oluşturulmaktadır.

İkisininde içeriği aynıdır. Sadece oranları farklıdır. Dolayısyla etki ettikleri katmanlar farklıdır. Newest One 8mg/ampul, Newest ise 40mg/hazır şırıngada sunulmuştur. İkisinin de içeriğinde PDRN+HA+mannitol vardır.

Plinest özellikle 35 yaş üstü fotolojik hasarı yüksek hastalarda yada 40 yaş üstü kronolojik ve patolojik hastalara sahip kişilerde; dermal düzeyde kolajen bantlarını onarmak amacıyla tercih edilirken, Plinest One genç hastalarda yada vücut uygulamalarında cilt yüzeyini beslemek ve cilt yüzeyinde oluşan hasarı ortadan kaldırmak amacıyla kullanılmaktadır.

Newest’i polinükleotid zincirine ek olarak içeriğinde yüksek molekül ağırlıklı hyaluronik asit vardır. Bu sebeple dolgu istemeyen, nem, sıkılaşma, parlaklık isteyen özellikle cildi gevşemiş, belli bir yaştan sonra daha yoğun ihtiyaç olan hastalarda tercih edilmektedir. Özellikle hücresel düzeyde anti-enflamatuar etkisi de mevcuttur. Bu sebeple hem leke tedavilerinde hem de anti-aging tedavilerde etkili olarak kullanıma uygundur. Ayrıca 5-8 nokta tekniği olan B.E.N tekniği ile uygulandığında da yüzde lifting sağlamaktadır.

Mastelli polinükleotidin mucididir. Bu anlamda patentli üretim teknolojisi ile dünyadaki en saf DNA fraksiyonunu elde etmektedir. Klinik çalışmalarla ürünlerin etkinliği ve güvenilirliği kanıtlanmıştır. Avrupa birliği tarafından sağlanan MDR regülasyon koşullarını karşılamakta ve bu doğrultuda gerekli olan Class III sertifikası ile enjektabl uygulamaya uygunluğu vardır. Etkinliği ve güvenirliği ile kliniklerde ilk tercih edilen ürünlerdendir. 100’ün üzerinde klnik çalışması yayınlanmış ve tüm dünyada etkinliği ve güvenilirliği kanıtlanmıştır.

Bu piyasa isimleri “polinükleotidler” için oluşturulmuştur. Her iki kavramın temeli de içeriğinde bulunan bu moleküle dayanmaktadır. Piyasada farklı konsantrasyonlarda ve farklı kaynaklardan elden edilen ürünler mevcuttur. Bu anlamda Mastelli elde ediliş kaynağı, ürünlerin etkinliği ve güvenilirliğini klinik olarak kanıtlamıştır.

2005’ten beri estetik tıp alanında 8 milyon vakada denenmiş, Türkiye’de ise 2013 yılından beri yüksek volümlü kullanımı ile hasta memnuniyetini maksimumda sağlamıştır. Yapılan klinik çalışmalar göstermiştir ki, hasta memnuniyeti %90’ların üzerindedir. Bu nedenle kliniklerde hekimlerin ilk tercihleri arasındadır.
BÜLTENİMİZE KATILIN

Yenilikler, kampanyalar, haberler, etkinlikler ve blog içeriklerinden anında haberdar olabilmek için e-bültenimize hemen kayıt olun.

E-Bülten
Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Kapsamında Aydınlatma Metnini okudum ve onaylıyorum.
top